Menu

5 Ocak 2016 Salı

Kimin suçuydu?


Hayat sadece kendisine mi böylesine acımasız, böylesine zalim ve böylesine zordu; yediği her dayakta bunu sorguluyordu Muazzez.  Çocukken hayalini kurduğu hayat bu muydu yani?

Babası otoriter bir adamdı, annesi ise çok sessiz çok çekingen bir kadındı. Annesinin neden bu denli çaresiz olduğunu hiç anlamazdı Muazzez çocukken, babasının annesine vurduğunu hiç görmemişti oysa. Yıllar sonra geçen zaman anlamasını sağlamıştı ne yazık ki..

Kader miydi bu olanlar, anneden kıza geçen bir yazgı mıydı? Olamazdı, olmamalıydı, ve olmuştu.. Babasının bir fiske bile vurmasını gerektirmeden üzerlerinde kurduğu baskı öyle ağırdı ki, çocuk yaşta sevgiyi başka yerlerde araması bundandı ve bunu her şey çok geç olduktan sonra anlamıştı..

Etrafına baktı, iki ay önce televizyonun önünden geçti diye kocasının duvara fırlattığı zamanın izleri hala tam karşısında duruyordu. Zaten rutubetten harap hale gelmiş duvar boyası, çarpmanın etkisiyle iyice dökülmüş omzunun da çıkmasına neden olan bu darbenin izini duvara kazımıştı.

Hemen önünde geçen akşam sırtına vurmak için kullanılan ve artık sallanan zigon sehpa duruyordu. Evin camı yüksekteydi, her bodrum katında olduğu gibi yolun altında kalıyordu camları. Boğuluyormuş gibi hissetti kendini Muazzez.

Bu kadar acı için kimi suçlamalıydı, kendinden başka? Babasının baskıları onu daha on dört yaşındayken Ömer’e itmişti. Ömer ondan dokuz yaş daha büyüktü, babasının yufkacı dükkanında çalışıyordu. Muazzez yufka almak için haftada bir dükkanlarına gittiği sırada tanışmıştı Ömer’le ve delikanlının delici bakışlarından çok etkilenmişti. Oysa delici bakışlar yerine gözlerde şefkat araması gerektiğini bilemiyordu, bildiği tek doğru babasıydı.

Yine de bunu fark edemeyecek kadar toydu; beğenilmek, istenmek onda tarif edemediği bir heyecan duygusu uyandırmıştı, belki de biraz kibir. Gerçekten de güzel bir kızdı, babası bu yüzden liseye devam etmesine izin vermemişti ya. Yemyeşil gözleri vardı, bakanın içini pırıl pırıl eden bembeyaz bir yüzü parlak bir teni vardı. Annesinin temizlik merakının kendisine de geçmesinden olsa gerek mis gibi sabun kokardı her zaman, en güzel parfüm kokularından daha cezbedici gelirdi sabun kokusu Muazzez’in teninde.

Erkek çocukları olan komşuları bir bahaneyle hep kapılarını çalar, bir gün dünür oluruz düşüncesiyle bağı koparmamaya çalışırlardı. Bu durumdan annesinin koltuklarının kabardığını iyi bilen Muazzez, yine de hiç doğrudan bir erkeğin bakışlarını üzerinde hissetmemişti. Bu nedenle de Ömer ona çekici geliyor, kendine engel olamadan ona aşık oluyordu.

Sonrasında her şey çok hızlı gelişmişti, Ömer ailesini göndermiş Muazzez’i babasından istetmişti. Dükkanı olan bir aileden daha iyisini bulamayacağını düşünen babası –biraz da kızının güzelliği arttıkça başına dert açılacağına inandığından- hiç itiraz etmeden ve kızına hiç sormadan vermişti Muazzez’i. O zamanlar buna çok sevinmişti Muazzez, babasının sormamasına bile takılmamıştı kafası. Sorsaydı da cevabı değişmeyecekti nasılsa.

Nefes alamadığını hissetti, oda mı çok havasızdı emin olamadı. İstemsizce eli boğazına gitti sonra da bakışları elindeki ipe kaydı, kocasından gizli üç haftada biriktirdiği yirmi lira ile pazardan almıştı. Satan çocuk abla çok sağlamdır kendini assan çeker demişti, sanki olacakları hissetmiş gibi. İki üst kat komşusu Sevim teyze çocuğu densiz diye azarlamıştı, ama Muazzez acı acı gülümsemekle yetinmişti.

Evet kendisinden başka kimi suçlayabilirdi ki, daha nişanlılarken kendisi olmadan sokağa çıkmasını yasaklayan adamın babasından farklı olacağını uman kendisinden başka kimi suçlayabilirdi? Daha da fenası, ilk tanıştıkları sırada yolda yürürlerken yol soran delikanlıya cevap verdi diye parmaklarını kıracak gibi sıkan adamdan nasıl sevgi umabilmişti?

Sevgi aradığını, şefkate ihtiyacı olduğunu, ruhundaki yaraları dindirecek birini sevmesi gerektiğini bilemeden Ömer’e mahkum etmişti kendini ve bunları bilemeden duvardaki izine bakan açık gözleri ile veda etmişti Muazzez bu hayata…

2 yorum:

  1. ah yaaa böyle hayatlar var de mi yaaa. babadan kurtulmak için odunlarla evlenenler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet malesef, ve bu hkayenin trajik sonu dışında geri kalan tüm detaylarına bizzat şahit olmanın burukluğu.. O kadar üzerine düşmemiz lazım ki kız çocuklarının ve onların eğitimlerinin. Ancak böyle yok olur sanıyorum bu odunların varlıkları :)

      Sil