Menu

20 Ocak 2016 Çarşamba

Day 1


Her gün yeni bir şey öğrenmek.. 

Sürekli kurcalıyorum, bir şeyler araştırıyorum. Kafamda bir şeyler beliriyor sonra çok hızlı kayboluyor. Sanki sürekli bir şeyler arıyorum da aradığımı bulamadıkça pes edip kaderime küsüyorum gibi.
 
Ertesi gün yeni bir macera başlıyor, internet koca bir dünya ve oradan oraya sürüklenirken insan çok fazla şey bulabiliyor. 

İşte bu arayışlar sırasında son zamanlarda en çok “pes etmemek” ve “çok çalışmak” ve “kendini yaptığın şeye tamamen adamak” temalı hikayelerle karşılaşıyorum. Belki de kendime “devam et” deme yöntemim budur, bilemiyorum ki..

İnsanın fikri ne ise zikri o olurmuş derler ya, nam-ı diğer algıda seçicilik. Yani belki de şuanda en çok bu konulara yöneldiğim için zihnimde, bulduklarım da ona göre şekilleniyordur. Tabi bende bunları işaret saymaya meyilli kişiliğimle böyle yorumluyorumdur. Kimbilir? 

Artık hangisi bilemiyorum, üzerinde çok kafa patlatmak da istemiyorum. Sadece yapmak istediğime konsantre olmak istiyorum, zihni dağınık biriyim şimdiye kadar çoktan anlaşıldığı kadarıyla. Yine de denemeye değer değil mi? Belki günlük tutar gibi bu sayfalara bir şeyler karalamak işe yarar?

Hafızam giderek zayıflamaya başladı, belli başlı anıları hiç unutmuyorum sanki kazınmışlar gibi en derinlere ve bunlara ek yazdıklarım sayesinde tekrar hatırladıklarım var. Yazdıklarımı tekrar okuduğumda, daha önceden zihnime kazınmamış olsa bile bu ikinci sefer onları kazıyabilmemi ve unutmamamı sağlıyor. O yüzden denemeye değer, değer değil mi?

“Giveit100” diye bir site gördüm, insanlar yapmak istediklerine ulaşmak için kendilere 100 gün süre veriyorlar ve bu 100 günü her gün 10 saniye olacak şekilde videoya alıyorlar. Okuduklarımdan anladığım kadarıyla siteyi kuran iki genç bir şekilde bunu para kazanacak bir yapıya dönüştüremediklerinden başarısız olmuşlar. 

Kapitalizm bakış açısıyla elbette, yoksa bence yine de bir başarı hikayesi gizli altında. Ne kadar büyük kitlelere ulaştılar bulamadım, ancak birkaç örnekte gördüklerim bile yeter. Bir anne ve kız veya kilolarından kurtulmak isteyen bir başka genç kadın veya yeniden yürümek isteyen bir kadın, hatta ve hatta ayak parmak ucuna dokunabilmek isteyen bir baba vardı videolarda. En güzeli de hepside bir şekilde başarıyordu, istediklere sonuçlara ulaşıyorlardı. 

Burada beni en çok etkileyen, bu insanların hepsinin çok zorlanmış olması ve başta kendileri için imkansız görünen hedefleri başarmış olmaları. Bana da bir şekilde umut verdi, evet evet kabul ediyorum kesinlikle düzenli biri değilim –işin komiği düzen hastalığı ile bilinen bir başak olmama rağmen, yine de hiç olmamasından iyidir. Öyle değil mi? 

Yani şöyle düşünüyorum, ben her gün günlük tutar gibi ya da aklıma gelen herhangi bir şeyle ilgili herhangi bir tarzda oturup yazarsam, kendimi biraz geliştirebilirim. Bu illa 100 günün her günü olmak zorunda değil ya, sadece bu bir alışkanlık kazandıracak kadar beni harekete geçirebilir.

Her konuda fazla ciddiyim ve bu ciddiyet beni devam etmekten alı koyan ilk engelim. Daha başlamadan kafamda bir ton engel koymama sebep oluyor bu ciddiyet, o nedenle bir mücadeleye girmeye değer sonunu getirememe riskime rağmen değer..

Böyledir işte..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder