Menu

7 Ocak 2016 Perşembe

Haspam


Oldukça zorlu bir süreçmiş. Yani şuan havaya konuşuyorum gibi hissediyorum ve kimse beni duymuyormuş gibi. Tabi ki birdenbire inanılmaz bir yetenekmişim gibi keşfedilmeyi beklemiyordum yine de benimle aynı fikri paylaşan birinin olmasını beklemek fazlasıyla zor.

Pes mi ediyorum, hayır elbette ki hayır, henüz değil.. Çünkü ben her şeyden önce kendim için yazıyorum, kendim için okuyorum, içimdeki sesleri dillendirebilmek için uğraşıyorum. Hala bir yanı çocuk kalan ruhumu, yeşertmek için uzaya yolluyorum sesimi.

 Öyleyse gelsin bugünün hikayesi..

HASPAM "

 

01.12.2014
Arzu’m

Bu devirde mektup mu kaldı diyeceksin bana biliyorum, de be güzelim sen ne dersen kabulüm yeter ki aç şu telefonlarımı. Bana başka çare bırakmadın ki deniz gözlüm, ne telefonlarımı açıyor ne mesajlarıma cevap veriyorsun.

Söyle naptım sana ben bu kadar? Son umudum bu mektubu okuman, daha da ne yaparım bilmiyorum. Umarım bunu açıp okursun, öğrenme merakını bildiğimden yine aynı merağın devreye girip bu mektubu sonuna kadar okutmasını diliyorum.

Söyle yavrum, neden kaçıp gittin benden? Seni aldattım mı, yeteri kadar sevmedim mi, istediklerini yapmadım mı? Hangi sebepten benden kaçtın bulamıyorum. Bulamadıkça kayboluyorum, bari bir elveda deseydin. Bunu da mı çok gördün?

Bana gelip seni artık istemiyorum deseydin ona bile razıydım be, ne zalim kadınmışsın. Bana bir sonu bile çok gördün, bilmez misin sonu olmayan tüm hikayeler insanın zihninde hep yer kaplar. Bilirsin elbet, zeki kadınsın sen. Öyle ya; ondan birdenbire kayboldun ortadan yoksa “bitti” dediğinde benim için de biteceğini yoluma devam edebileceğimi biliyorsundur sen. Kavuşamamış aşıkların Mecnun’a döndüğünü, o aşkın gerçek aşk olduğunu söyler dururdun zaten.

Ama yok öylesi güzelim, işte bu benim Kapanış’ım Arzu’m !! Neden gittin, nereye gittin, ne oldu, neden oldu şu dakikadan itibaren bitmiştir benim için. Yoluma devam ediyorum deniz gözlüm, çareyi bir süre şişe diplerinde başka tenlerde heyecanlarda ararım sonra da alışırım zaten.. Aşk dediğin yazarların zırvalaması, öyle ya..

Bak keyfine bundan sonra, haydi Eyvallah..
Nihat

 
Oda arkadaşı elinde çay tepsisiyle odaya girdiğinde kahkahalara boğulmuştu Arzu. Gülmekten ikiye katlanmış, bir eliyle ağzını kapatıyor diğer eliyle elinde mektup koyu yeşil döşemeli eskitme koltuğu dövüyordu. Çok keyiflenmiş, gözlerinden yaş bile gelmişti.

 -Noldu kız, koptun bu kadar? Hayırdır.. 

Meraklı gözlerle sordu Yaren, gene ne yaptı bu çatlak acaba diye geçirdi içinden. “Ulan kimbilir gene ne yaptı, hangi zavallıyı oyuncak etti acaba” diye düşünmeye başladı. Arzu böyleydi çünkü. Acaba şu geçen barda tanıştıkları, her gün Arzu’nun eli kolu çiçeklerle eve girmesini sağlayan Nihat denilen çocuk muydu? Ya da şu spor arabalı zengin züppesi miydi Arzu’yu bu kadar krize sokan.

-Kızım bi kendine gel, bak komşular evi basacak şimdi adam mı boğuyoruz diye. Hadi, kime diyorum bak su istiyon mu getireyim mi sakinlersin biraz?

-İyi be tamam anladık diye kikirdedi Arzu, sustuk tamam tamam..

Yüzünde öyle muzip bir ifade vardı ki; gözleri cin gibi, dudaklarını daha fazla kahkaha atmamak için birbirine gömülmüş, yanakları kıpkırmızı ve gözleri yaşarmış bir halde Yaren’e bakınca iki genç kız gözgöze gelip kendilerini tutamamış bu sefer beraber basmışlardı kahkahayı.  

Bir süre sonra sakinleştiler, koltuğa iyice yaslanıp tavana bakmaya başladılar. Yaren yine sordu 

-Noldu kızım bu kadar, beni de kendine uydurdun..

-Amaaaannn, şu salak yok muydu geçen gece barda tanıştığımız.

Merakla yerinden doğruldu Yaren; “Nihat mıydı ne, o değil mi?”. Hani şu yakışıklı, ince ruhu yüzünden okunan çocuk mu diye ekleyecekti vazgeçti. “ Eee nolmuş ona? ” 

-Kızım biliyorsun çok romantik çıkmıştı her gün çiçek her gün şiir her gün aşk diye diye etrafımda dönüp duruyordu. Ben de sıkıldım tabi, Berk’le de işi ilerletince bunun telefonlarını açmaz oldum. 

Burnundan derin bir nefes alıp verdi Yaren usanmış insanlar misali, “ulan kızın sıkıldığı şeye bak, haspam” diye içinden bir küfür savurdu. 

-Neyse işte, bu yavrucuk bana ulaşamayınca mektup yazmaya karar vermiş. Bir de döktürmüş ki görme, hele sona doğru “Bende bitirdim artık sana karşı hislerimi, haydi Eyvallah” moduna girmiş ki orda dayanamadım koptum işte. Al bak işte mektubu burada, oku sende..ha ha ha.. 

Dudaklarını dümdüz yapan ince bir gülümseme ile karşılık verdi bu duruma Yaren mektubu alırken. Halbuki o gece çocuğu baştan çıkarmak kendi ağına düşürmek için tüm dişiliği kullanmıştı Arzu. Yaren Nihat’ı görür görmez içinde tuhaf bir kıpırtı, bir heyecan ve sıcaklık hissetmişti oysa ve Arzu’ya çocuğu gösterdiğinde niyeti “Yardım et de şu çocukla tanışayım” diyecekti.

Elbette her zamanki Arzu durumu kendi üzerine alınmış, Yaren’in çocuğu kendisi için gösterdiğine şahane özgüveni çerçevesinde karar vermiş ve bir şey demesine yer bırakmadan “Bak gör nasıl tavlıyorum onu ben” diye konuya atlamıştı.  

Şimdiyse oturmuş Yaren’in tam karşısına alaycı alaycı gülüyor, kendini zafer kazanmış bir komutan gibi yükseklerde görüyordu. Hayat böyle tuhaftı işte, belki de gerçek aşka bir adım kala bir ömür uzak kalmaktı; elinde başkasına yazılmış bir mektupla.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder