![]() |
| Bedri Rahmi - Eren Eyüboğlu |
Günaydın,
Sanırım henüz burayı kullanmayı tam öğrenemedim.
Sayfalarla mücadele ediyorum ancak tabi ki bugünümün konusu bu değil.
Sayfalarla mücadele ediyorum ancak tabi ki bugünümün konusu bu değil.
Ben bugün, mektuplardan bahsetmek istiyorum. Bir zaafım var; bir edebiyatçının, bir ressamın, sanata veya bilime kendini adamış birine ait mektuplardan oluşturulmuş kitapları gördüğümde almadan ve okumadan duramıyorum.
Böylece bu kişilerin gerçek hayatlarından, gerçek kişiliklerinden bir parça gördüğümü en azından daha yakından tanıma şansım olduğunu düşünüyorum. Ruhların bir parçanın izini kendi el yazıları aracılığı ile bu kağıtlara aktardıklarına inanıyorum.
Mektuplarla ilk "Bedri Rahmi & Eren Eyüboğlu Aşk Mektupları" sayesinde tanıştım, ilk tutkuya dönüşmesi böyle oldu. Bu kitabın güzelliği mektupların tek taraflı olmaması idi. Bir çok mektup derlemelerinde tek kişi tarafından yazılan mektuplar kronolojik olarak verilir ve hep karşıdan gelen cevap kısmı soru işareti olarak kalır.
Sanırım bu kitap ile tutkuya dönüşmesinin nedeni, bu eksikliğin olmaması idi. Aralarındaki aşk, aile bağları, dostluk, ihanet, maddi zorluklar, karı-koca kavgaları herşey ama aklınıza gelebilecek herşey bu satırlarda can bulmuştu. Bir güzelliği daha, kitabın belli yerlerinde aynı "Çevirmen Notu" gibi ufak notların çiftin tek oğlu olan Mehmet Hamdi Eyüboğlu tarafından düşülmüş olması idi.
Bir başka güzelliği ise, kitapta Bedri Rahmi'nin ve kendi gibi ressam olan eşi Eren Eyüboğlu'nun ufak çizimlerine yer verilmiş olması.
Karadut şiirini, duymayan pek azdır. Hikayesini de aşağı yukarı biliriz, Bedri Rahmi'nin yasak aşkına verdiği isimdir Karadut ve onun için yazılmıştır bu şiir. Peki ya bu ihanetin, bu yasak aşkın bu çiftin arasında nasıl yankılandığını, ne yaralar açtığını bilir miyiz? İşte hepsi bu mektuplarda gizli, derin bir acı, derin bir aşk.
Gerçekten okunması, anlanması, tanınması gereken bir çift Bedri Rahmi ve Eren Eyüboğlu. Velakin uyarmak isterim, çünkü kitabı bitirdiğinizde Bedri Rahmi'den nefret eder hale gelebilirsiniz, keza ben gelmiş idim. Çok candan bir aşık olabilir, insanın başını döndüren şiirler yazabilir, mektuplar gönderebilir, resimler çizebilir ancak kesinlikle sadık bir eş, hayat arkadaşı değil.
Bugün aslında "Sabahhattin Ali" ve onun mektuplarından bahsedecektim, ancak anlatmaya da kendi yolculuğuma ilk başladığım noktadan başlamam gerektiğini farkettim. Şimdilik kafam karışık, henüz bir uslüp edinebilmiş değilim blog yazarlığı konusunda. Zamanla oturacaktır diye umuyorum.
İçerik konusunda da net bir çizgi çizemeyebilirim size, elbetteki ağırlıklı olarak edebiyat üzerine olacak. Sevdiğim yazarlar, okuduğum kitaplardan esinlenerek hissettiklerimi, düşündüklerimi dile getirmeye çalışacağım. Kitap tanıtımı gibi değil de kitabı tanıma, yazanı tanıma, anlama üzerine olsun istiyorum. Umarım ne demek istediğimi anlatabiliyorumdur.
Özetle, Aşk Mektupları 1937-1950 : Bedri Rahmi - Eren Eyüboğlu'na bir şans veriniz ve okuyunuz efenim :)
![]() |
| Bedri Rahmi - Eren Eyüboğlu Aşk Mektupları 1937-1950 |
![]() |
| Mektupların içlerine gizlenmiş çizimlerden bir örnek |
![]() |
| Mektupların içlerine gizlenmiş çizimlerden bir örnek daha |
![]() |
| Mektupların içlerine gizlenmiş çizimlerden bir başka örnek |
![]() |
| Kitapla ilgili en sevdiğim özelliklerden biri, bizzat Mehmet Hamdi tarafından düşülmüş ufak notlar :) |





