Menu

19 Ağustos 2019 Pazartesi

Günebakan




Günebakanların nam-ı diğer Ayçiçeklerinin mutlulukla bir ilgisi olmalı ve onlara olan yoğun sevgimin bir anlamı olmalı. Görünce içimi dolduran neşenin, yaşımı unutturup çocukluğuma döndüren sıcaklığının bir başka anlamı olduğu kesin. Ben henüz adını tam olarak koyamasam da aramızdaki bağın kaynağının, ortak yanımızın güneşi aramak olması muhtemel gibi geliyor. 





2 Ocak 2019 Çarşamba

Yuva Arıyoruz !


Fotoğrafta meraklı gözleriyle ortaya çıkan bu minik beyin adı Tırmık, en azından benim verdiğim ismiyle. Kendisine yuvasını açacak bir aile arıyoruz. İsmine aldanmayın; çok sevimli, çok sıcakkanlı, çok sosyal bir kedi.

Hikayesi kendisi kadar sevimli değil malesef ki.. Uzun gelebilir ancak sonuna kadar okumanızı rica ederim..

Yazın sonu gibi karşı apartmanımızın kapısında 3 kardeş olarak doğdular, anneleri terk ettiği için ogünden sonra komşular bir araya gelip bir şekilde büyüttük. 2 ay kadar önce kardeşlerden biri kayboldu. Kalan 2 kardeş, birbirlerine sarılıp uyuyarak kışı atlatmaya çalışırlarken ikisi birden çok hastalandılar.

Kardeşlerden birinin gözü kan çanağına dönüp neredeyse tamamen kapanacak hale gelince veterinere götürdük, en az 10-12 günlük bir tedavi öngördü veteriner. Bu fotoğrafta gördüğünüz bey de kardeşinden virüs kapmış meğerse ve birkaç gün sonra onunda gözleri akmaya başladı.

Bu sefer daha erken davrandık ve tedavisi için damla ve bağışıklık sistemi için aşı vermeye başladık. Sürekli hapşuruyor, koku alamadığı için yemek yiyemiyordu. Yaş mama ile desteklemeye çalıştık, kendini biraz toparladı.

Ancak iyileşmesinde hep iki ileri bir geri yaşıyoruz. Sokakta olduğu için soğukta çok üşüyor ve tam iyileşti/iyileşiyor derken birkaç gün sonra tekrar hapşurmaya, gözleri akmaya başlıyor. Aslında bünyesi çok güçlü bir kedi, sadece tam olarak iyileşebilmek için soğuk havaların şerrinden korunabileceği sıcak bir yuvaya ihtiyacı var.

Veterinere yatırdığımız kedinin durumu çok daha ağır olduğu için biz ikinci kedimiz olarak evimize aldık, bu yüzden de Tırmık’ın hem tek kalmaması hem iyileşebilmesi için yuva arıyoruz.
Onun iyileşmesi için tek ihtiyacı sıcak bir yuva ve sevilmek.

Karnı aç olsa bile yemekten önce sevilmeyi isteyen, mır mır mırlayan, oyun oynamayı seven, insana çok alışık, sokakta olmasına rağmen tertemiz, çok çabuk öğrenen yaklaşık 7 aylık akıllı bir oğlan.

Eğer ona bakabileceğinizi düşünüyorsanız veya bakabileceğini düşündüğünüz bir arkadaşınız var ise lütfen benimle iletişime geçin. Onu yuvasına kabul eden asla pişman olmayacaktır, size bunu gönülden inanarak söyleyebilirim.

Not: Duygusal olarak çok bağlandık Tırmık’la, o yüzden sadece onu gerçekten ailesinin bir parçası gibi kabul edebilecek olan birine sahiplendirmek istiyoruz. Böyle biri bize de dost olacağı için, bir süre iletişimde kalmak ve takip edebilmek istiyoruz.






9 Aralık 2018 Pazar

Uçsun Turnalar

“Yüzün çarpıksa, aynayı suçlama.” 
Rus Atasözü

“Kimi zaman çok zeki olmak, aptal olmaktan beterdir” 
Müfettiş, Gogol

Çok yoruldum, durup kendi sesimi duymaya bile vaktim olmadı bu hafta. Ne büyük kayıp. 

Çalışmak” kelimesinin altını ne de kötü dolduruyoruz ya da hayatı ne de yanlış yorumluyoruz. Zamanın en kıymetli armağan olduğunu unutmaya meyilimiz o kadar kuvvetli ki, ondan geriye birşey kalmıyor.

Tatil dediğimiz kısacık bir haftada bile herşeyi yapmış olmaya çalışmaktan yine kendimizi dinlemeyi unutuyoruz. Oysa ne güzel şeydir üretmek; domates, salatalık bile üretiyor olsak. Emeğin ve alın terinle elde ettiğin ne kıymetli.

Bunlar hep Beyaz Yaka sancıları. Çalışıyor, fakat üretmiyoruz. Toplanıyor, saatlerce konuşuyor ama dinlemiyoruz. Sekiz, dokuz hatta bazen on iki saatimizi ofiste geçiriyor ama içimizdeki üretme duygusunu doyuramıyoruz. Pazartesi’den Cuma’ya gün sayıyor, hafta sonu zamanı durdurmak istiyoruz. 

Oysa ömrümüzden haftalar, aylar geçiyor farketmiyoruz ya da “Zaman ne kadar hızlı geçiyor” cümlesinin içine hapsedip görmezden geliyor, içini boşaltıyoruz.

Elbette bu işin tek bir doğrusu, yanlışı yok. Sadece ben kendime yakıştıramıyorum; tüm içgüdülerimi görmezden gelip koca hafta içinde sadece bir saati bile kendime, düşünmeye, ruhumu zenginleştirmeye ayırmadığım için.