Ailemizin yeni minicik, mini minnacık ferdi Tesla bugün geliyor.
Aslında bu tek cümlenin arkasında o kadar uzun bir hikaye var ki.. Ben oldum
olası kedileri çok seviyorum; onların o minik burunları, o meraklı bakışları,
haylaz koşuşturmaları, pembiş patileri, sevildiklerinde çıkardıkları mır mır
sesleri içimi ısıtıyor. Her gördüğüm yerde mutlaka oynarım ben kedilerle, elimi
muhakkak bir kez atarım, sevmeye başını okşamaya çalışırım falan.
Ama bilemezsiniz aynı anda ne de çok korkarım ben hayvanlardan, özellikle
kedilerden. Isırmalarından, tırmalamalarından, hırçınlaşmalarından.. İşte
bunlar hep çocukken hayvanlardan korkutularak büyütülmekten. “Aman dokunma
kızım ısırır, sakın dokunma evladım kuduz olursun, bak yüzünü çizer, kolların
yara bere içinde kalır” vesaire vesaire.. Sonuç da bu işte, her sevmek
istediğinde, içinden sevgi dolup taştığında bile elini uzatırken tereddüt etme
durumu.
Tabi ki yıllarca gittim bu korkunun üzerine, en fazla uysal kedileri
korkusuzca sevecek kadar da aştım tüm bu endişeleri ama yine de içimde kedi
sahiplenip büyütmekle ilgili korkular vardı. Geçenlerde (kurban bayramında hem
de tam 10 gün boyunca) bir arkadaşımızın yavru kedisini evimizde misafir ettik
ve ısırılma korkumun küçük bir bölümünü böylece yenmiş oldum.
Malumunuz yavru kediler pek bir oyuncu J
Geçen bu 10 günün sonunda kedi bakamayacağımıza, bu işin çok zor olduğuna,
evde sürekli hareket halinde ve ilgi isteyen bir canlı ile başa
çıkamayacağımıza karar verdik.
Yani, vermiştik J Ta ki ben Tesla’yı görene kadar.
Evet şuana kadar çoktan anlaşıldığı üzere, müstakbel minik oğlumuzun adı
Tesla. Kendisi minicik gri bir tekir, benim onu ilk görüp vurulduğum
fotoğrafını göreceksiniz hemen aşağıda.
Biz daha canlı canlı tanışamadık, henüz. Bir hafta kadar oldu ailesi olmaya
karar vereli, ancak hafta sonunu şehir dışında geçireceğim için bu haftaya
ertelemiştik evimize taşınma işini.
Karar verdik vereli araştırmalar yapmaya, evde hem onu hem kendimizi nasıl
rahat ettiririz diye planlar yapmaya başladım. Mutfak tezgahından nasıl uzak
tutulur, evde çok koku olmaması için hangi kumu hangi tuvalet kabını almak
gerekir, kum temizliği ne sıklıkla yapılmalıdır, tırmalama tahtasına nasıl
alıştırılır, el ile oynamaması için neler yapmak gerekir hep bunların
peşindeyim bu aralar J
Bunun büyük bir sorumluluk olduğunu bilerek hareket etmek gerekiyor, sadece
yavruyken değil bütün ömrü boyunca ilgilenmek, onun da insanın kendi çocuğu
gibi sevilip sahiplenilmesi gerektiğini bilmek gerekiyor. Şuan en büyük isteğim
ona hak ettiği yuvayı ve sevgiyi verebilmek. Çünkü bana göre hayvanlar,
özellikle de kediler olağanüstü canlılar.
Şimdi ne mutlu ki bana aileme böyle çok tatlı bir üye daha katılıyor J
P.S: Kedi bakımı için öğrenecek daha çooookk yolum var, bu konuda tecrübeli
arkadaşlar var ve paylaşmak isterlerse hiç de hayır demem hani J
