“Ha bugün ha yarın, ha şimdi ha birazdan, dur yemek yapayım aman dur spordan sonra başlayayım..” Durumumun en temiz özeti bu olsa gerek..
O kadar sevinmiştim ki kendime yeni bir laptop edindiğimde, sanki onunla beraber hayatıma sihirli bir el dokunacak ve ben daha fazla zaman kazanacak ve daha fazla yazabilecektim.
Elbette öyle olmadı. Kafamda bir dolu fikir tilki misali dolaşıyor, bir görünüp bir kayboluyor. Ben kovaladıkça zihnimin gerilerinde kuytulara saklanıp kendi aralarında gülüşüyorlar halime. Seslerini duyuyorum da yazıya dökecek kadar ulaşamıyorum kendilerine.
Tam böyle anlatmak istediğim tarzda bir hikaye gelip beliriyor karşımda, bu sefer de vaktim olmuyor. “Aman diyim gitme kaçma bekle azıcık, hele otur şu köşede bir çay iç” diyorum da nafile hiç dinler mi ki beni?
“Senin işin bana zaman ayırmak, ben öyle her zaman uğramam adama. Kıymet bilmiyorsun” diyor sevgili tribi atar gibi, sonra da uçup gidiyor. Garip bir ruh hali ile bırakıyor beni, eski bir dostu görüp tam sohbet koyulaşacakken zamanın bitip eve dönme vakti geldiğini anladığında içini kaplayan tuhaf boşluk gibi birşey.
Ha bu arada unutmadan söylemem gereken birşey daha var, daha çok itiraf diyelim. Kitaplarım da küs bugünlerde bana, onları da ihmal ettim. Okumaya enerji bulamıyorum desem gücendirir miyim acaba kitap sever dostlarımı? Hayal gücünün enerji istediği nerede görülmüş demeyin, zihnim öyle dolu ki orada yer açıp okuduğumun da keyfini çıkaramadığımı farkettim.
Harper Lee’nin büyük bir heyecanla alıp okumaya başladığım “Tesbih Ağacının Gölgesi” kitabı hala elimde -ki Harper Lee kendime örnek aldığım, idealim olan yazarlardan birisidir - ancak satırlar beni kovaladıkça ben oldum bu sefer kaçan.
Uzun lafın kısası dostlar; kitaplarımı okumadıkça bir görünüp bir saklanan hikayelerimi de yakalayamıyorum, hikayelerimi yakalayıp satırlara dökemedikçe de başka hiçbir şey yazamaz oluyorum.. Şimdilik de böyle bir kenarda durmuş bekliyorum.
Öyleyse “Ezginin Günlüğü”ne ait bu satırlar ile bitirelim bu geceyi de;
Öyle bir şey ki bu, kolay anlatamam
Atsan atılmaz, satsan satamam
Eksik bir şey mi var, anlayamam
Bak çayım sigaram, her şeyim tamam
Merhabalr blogunuzu yeni kesfettim bloguma da beklerimm
YanıtlaSilTeşekkürler takip ediyorum :)
SilBelki de bahar yorgunluğudur? Çünkü aynısını ben de yaşıyorum, sanırım ısınan havalar insanı gevşetiyor ve enerjisini alıyor. En azından bende böyle :)) Harper Lee'yi de oldukça merak ediyorum, keşke ölmeden okuyabilseydim..
YanıtlaSilOlabilir, biraz da işyerinde çok yoğun geçiyor onun yorgunluğu da yansıyor olabilir :)
SilHarper Lee gerçekten çok özel, özellikle Bülbülü Öldürmek kitabı hayatımda okuduğum en iyi kitaplardan. Birkaç kişinin olumsuz yorum yaptığını gördüm ancak anlatım tarzı, naifliği, bir çocuğun gözünden dünyayı görebilmesi beni çok etkilemişti. Mutlaka okumanı tavsiye ederim :)