Şuan her duyguyu bir arada yaşıyorum. Şaşkınlık, sevinç, umut ve tüm
bunların yanında korku, kızgınlık ve umutsuzluk..
Sevinçliyim, mutluyum, umutluyum çünkü günlerden sonra ilk defa sayfamı
açtığımda yazdıklarımı okuyan birilerinin olduğunu gördüm. Tamam her zaman
söylüyorum, yazdıklarımı uzaya göndermek de güzel ama paylaştığım birilerinin
olduğunu görmek daha da güzel. Ve bunun için okuyan herkese teşekkür etmek istiyorum, böyle gri bir
günde günüme güneş kattığınız ve benimle zamanınızdan bir kesit paylaşarak
yazdıklarımı okuduğunuz için J
Öte yandan çok da kızgınım, hayır sebebi siz değilsiniz
elbette. Bağdat caddesinde tecavüze uğrayan kız için saçma bir tweet atıp
gündem yaratan, kadınları aşağılamayı kendinde hak gören “varlık”. Bilmiyorum
konudan ne kadar haberdarsınız, ancak beni gerçekten çok sinirlendirdi bu
durum.
Şu dünyada en dayanamadığım şey, kadınların maruz kaldığı
şiddet. Şiddetin her türlüsüne katlanamıyorum gerçi, kime veya neye, nasıl veya
neden farketmeksizin şiddetin her çeşidine karşı tahammülsüzüm.
Ancak kadına yapılana –belki de kendimde bir kadın
olduğumdan- ayrı bir tahammülsüzüm. Adamın biri çıkıyor ve “19 yaşında bir genç kızın gece 3’te sokakta ne işi varmış?” diyor.
Özetle;
Sanane!!
demek istiyorum, sanane kardeşim. Buna karışma veya yorum
yapma veya hangi saate göre nasıl hareket edeceğime karar verme yetkisi sende
değil kimse de değil..
Konudan bağımsız olarak şunu söylemek istiyorum, bu benim
son zamanlarda kendim için edindiğim ve hayatımdaki sosyal ilişkilerimde baz
almaya çalıştığım bir prensip:
“Senin yaptığın yanlış,
benim yanlışımı meşrulaştırmaz”.
Anlatmak istediğim şu; önceden herhangi bir anlaşmazlıktan
dolayı karşımdaki bana olumsuz bir şey söylediğinde, ben de hemen “Ama sende bana bunu yaptın,….” ile başlayan
cümlelerde kendimi savunmaya başlar daha da fenası kendimi yaptığım harekette
sonuna kadar haklı görürdüm.
Halbuki bu böyle değil; böyle olduğu sürece ilişkiler,
arkadaşlıklar, dostluklar yıkılıp bozuluyor. Karşımdakinin yaptığı yanlış beni
yaptığım hatada hiçbir zaman haklı kılmaz. Uzun bir aradan sonra başka bir
ülkede, çok sessiz sakin bir yerde 3 gün yalnız başıma kaldığım bir dönemde
farkedebildim bunu (yaşasın iş seyahatleri!).
Günlük koşturmalarımız, hayatımızın getirdiği telaşlar, üzüntüler,
sevinçler içindeyken bazen kendi yaptığımız yanlışları bile fark edemiyoruz.
Kendimizi dinlemeye vaktimiz kalmıyor, sonra da başa dönüp dönüp aynı hataları
yapıyoruz hem de hiç farkında olmadan.
Konu yine yazarken oradan oraya gitti, hikâyelerim dışında kalan tüm yazmalarım
böyle işte. Dağılıp gidiyorum. Çok fazla şey anlatmak isterken, sıkmamaya
çalışmaktan oluyor sanırım bunlar J
Peki efenim, o zaman özetle şunu söylemek istiyorum;
“Bugün bana yaşattığınız tüm
tatlı ve sıcacık duygular için pek çok teşekkür ederim J
(Arigatou gozaimasu)”
P.S: Gün içinde yetiştirebilirsem bir hikaye de ekleyeceğim efenim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder