Tesadüflere inanır mısınız? Ben inanırım, inanmak için hep güçlü sebeplerim
oldu. İşte bunlardan birinden bahsedeceğim şimdi.
Barış Manço..
Hürmetle andığım, gönülden sevdiğim birisi. Barış Manço Anma gününden
bağımsız olarak bahsetmek istiyorum bugün kendisinden. (31 Ocak tarihi Barış
Manço anma günü idi.)
Oldum olası severim Barış abi’yi, çocukken Adam Olacak Çocuklar serisini
çok izleyememiş olmama rağmen hem de. Özellikle son dönemde çalışırken Barış
Abi’nin şarkıları olmadan yaptığım işte ilerleyemez, konsantre olamaz oldum.
Dinlediğim her şarkısı neredeyse istisnasız hepsi bana bir çeşit ilham
veriyor. Sözleri çok şahane değil mi, mesela “Süleyman” şarkısını ele alalım. Der ki;
“Kendini
yoksa sultan mı sandın
Seninki sade isim benzerliği Süleyman
Bu dünya kimseye kalmamış
Hele bir düşün, sana niye kalsın Süleyman”
Seninki sade isim benzerliği Süleyman
Bu dünya kimseye kalmamış
Hele bir düşün, sana niye kalsın Süleyman”
Ya da “Kezban” şarkısında dediği
gibi;
“Kitabına uyduran kervanı yükleyip yüksek dağlardan aşırır
Beceriksiz kişi sağa sola bakınıp ta düz ovada yolunu şaşırır”
Beceriksiz kişi sağa sola bakınıp ta düz ovada yolunu şaşırır”
Bu her iki şarkıda o kadar eğlenceli ki, aralarına sıkıştırdığı derin
mesajlar insanı hiç rahatsız etmiyor. Hatta çoğu zaman fark etmiyoruz belki de,
ama ben farkına varmaya başladığımdan beri bir başka saygı duymaya başladım
Barış abi’ye. Benim belki sayfalar dolusu sözle anlatmak isteyeceklerimi bir
şarkının içine iki satırla öyle bir yerleştirmiş ki kendisine sadece gıpta
edilebilir.
Ben böyle bir yandan kendi içimde severken, severken Cumartesi akşamı esti
kafamıza açtık youtube. Barış abi’nin kliplerini izleyelim dedik. İzledik de..
Saatlerce “vay be ne efsaneymiş”, “oo şu kıyafetine bak”, “Kurtalan ekspreste baya iyiymiş he”
naraları eşliğinde kulaklarımızın pasını attık. Dönence’den başlayıp Nick The
Chopper’a, oradan Gamzedeyim’den Hemşerim Memleket Nire’ye derken büyük bir tur
attık.
Ertesi gün yolumuz Kadıköy’e düşünce “madem
dün bu kadar dinledik hadi Barış abi’nin evine gidelim” dedik. Aslında
gerçekten çok ilginç olabilecek bir ziyaretti bu. Olabilecek diyorum çünkü bazı
olumsuz izlenimlerim oldu. Hoş hakkını yiyemem yine de ilginçti ama beni biraz
üzdü işte bu ziyaret.
Barış abi de, evi de, sergilenen hatıraları da, çok güzeldi; ancak aşırı
kalabalıktı ve dahası kuru kalabalıktı. 31 Ocak Barış Manço anma günü olunca müzeye
giriş ücretsizdi ve çok fazla ziyaretçi vardı. Bu kadar kalabalığa, ziyaretçiye
rağmen sanki kimse oraya Barış Manço için gelmemişti.
Nasıl yani diyeceksiniz, şöyle ki; sadece fotoğraf çekiyor veya
çektiriyorlardı. Yani oradaki ödüllerin, Barış Abi’nin yüzüklerinin, ne bilim
yattığı yatağın, hatta banyosunun, plaklarının, oturduğu koltukların, kendisi
için hazırladığı şövalye odasının, bu odalarda aldığı nefesin, bu odalarda
yazdığı şarkıların, yaşadıklarının hiçbir önemi yoktu sanki çekilen
fotoğraflara dekor olmaktan başka.
Nasıl anlatabilirim bilmiyorum hissettiklerimi, öyle mutsuz ayrıldım ki
oradan. Hayır yanlış anlaşılmasın fotoğraf çekilmesin demiyorum asla, çünkü
öyle anlar geliyor öyle yerlere gidiyorum ki ben de yapıyorum bunu, fotoğraf
çekip o andan bir parçayı saklamak istiyorum..
“Bu değil söylemek istediğim..”
Orada olup görmeliydiniz, adım atacak yer yok aşırı kalabalık. Bir sürü
insan bir odadan öbür odaya, bir köşeden bir diğerine itiş kakış geçiyor.
Geçince tek yaptığı telefonunun küçücük ekranından çektiği fotoğraf karesine
bakmak oluyor. Sonra da hemen bir diğer köşeye atlıyor, yeni fotoğraf kareleri
için.
“Şimdi beni sağ profilimden, şimdi yukardan,
şimdi soldan biraz da önden çek!! Arkadaki heykelleri de al, off ya alamamışsın
hadi bir daha çek..”
Ali Atay’ın bir şarkısı yine kulaklarımda; “Belki de, ne bileyim ben” diyor. Heh işte şuan ki ya da ziyaret
sırasındaki ruh halim tam olarak da böyleydi.
Ama hani Barış abi, onun hayatı, onun başarısı, sıcaklığı, dostluğu nerede?
Benim bulmak istediklerimle toplumun geri kalan büyük çoğunluğunun aradığı çok
farklı sanırım. Bilmiyorum, belki de ben yanlış beklentilerle, yanlış
pencerelerden bakıyorumdur hayata, insanlara, sanata, sanata gönül vermiş Barış
abi’lere.. Belki de benimdir hatalı olan, ne bileyim ben..
Barış Manço'nun evinde yaşadığını biz de Sait Faik'in evinde yaşamıştık. Gezilmesi güzel de, bazı davranışlar anılara saygısızlık gibi geliyor bana da...
YanıtlaSilAyrıca evini ben de ziyaret etmek çok istiyorum, geçen yıl önünden geçmiştik ama pazartesi günüydü.. Aksilik işte..
İşte o anlar beni çok üzüyor, gerçekten büyük haksızlık bu güzel insanlara..
SilUmarım daha sakin bir günde ziyaret etme şansınız olur, tadını doya doya çıkarabilirsiniz.
Ben de tekrar gitmeyi planlıyorum :)