Menu

19 Şubat 2016 Cuma

Bana şans dileyin


Heyecan, heyecan, heyecan…

İçim kıpır kıpır, pır pır, uçuş uçuş.. Evet ne kadar ikileme var ise "tatlı heyecanı" anlatan şuan hepsi bünyemde mevcut.. Çünkü birkaç gün önceki üzüntümün (en azından sebeplerden bir tanesinin) çözümü geldi de çattı..

Tamam sır gibi konuşmayı bırakıyorum, bu kadar gizem şuan ki heyecan seviyem için çok fazla. Çok uzun zamandır kendime yeni bir laptop almak istiyordum, düzeltiyorum bu sefer özellikle Macbook Air almak istiyordum. Şımarık bir istek gibi görünebilir, ama cidden uzun dönem sıkıntısız kullanabileceğim bir bilgisayara ihtiyacım var ve isteklerimi tek karşılayan Macbook gibi duruyor. 

Neyse çok uzatmayayım, önce yurtdışından almaya karar verdim. Mesleğim gereği ben ve iş arkadaşlarım yurtdışına çok çıkıyoruz ve bu yüzden böyle bir imkanım var diye düşündüm. Ne tesadüftür ki benim bu seneki seyahat planımındaki ülkelerin; Macbook alabileceğim ülkeler ile uyuşmadığını gördüm (kaldı ki gidebileceğim bile meçhul, Rusların şuan ülkelerinde fazladan bir Türk görmek isteyeceklerini hiç sanmam). Söylemiştim değil mi, ne zaman bir şey almak istesem mutlaka olmuyor ve önüme gereksiz engeller çıkıyor diye. Durun daha yeni başladım J

Sonra bir arkadaşım Almanya’ya yakın zamanda gideceğini ve benim için alabileceğini hatta çok uygun fiyata geldiği gibi kredi kartı sayesinde taksit imkanının da olacağını söyledi. Nasıl sevindim anlatamam, resmen gün saymaya başladım.
 
Hangi modeli, kaç gb (gigabyte) ram (hafıza) ile almak istediğime; kaç gb alırsam daha uzun dayanabileceğine; klavyesi İngilizce olacağından Türkçe yapmak için neler gerektiğine; hangi programları indirmem gerektiğine, pil ömrü için en uygun kullanım şeklinin ne olması gerektiğine kadar ve hatta çok daha fazlasına kadar araştırdım ve beklemeye başladım.

Benle ilgili ufak bir not, herhangi bir şey kafama takıldıysa o konuyu sonsuza kadar araştırabilirim, tahmin edemeyeceğiniz en ufacık detaylara kadar kurcalar tatmin olana kadar asla durmam. Hem kötü hem iyi bir özellik, bazen kontrol etmesi zor oluyor J

Neyse efenim, gün geldi çattı arkadaşım Almanya’ya gitti (bir aydan fazla bekledim sanırım o arada). Olanları sıralamak gerekirse;

·         Mağaza’ya gittiğinde sadece Almanca klavyenin mağazalardan satıldığı ve İngilizce klavye için internetten sipariş vermesi gerektiği bilgisini edindik. Dahası sipariş sonrası 10 gün beklemek gerekiyordu teslim süresi olarak.

·         Arkadaşım ertesi gün döneceği için bu seyahatte alamadı elbette.

·         Şansıma ikinci bir seyahati daha vardı ve bu sefer ki 3 hafta sürecekti. Yani bu sefer alabilecekti (yani ben öyle umuyordum). 

·         İnternetten sipariş vermek istediğinde 3-4 gün sonrasında alabileceğini gören arkadaşım otelde bir şey olmaması (çalınma, kaybolma, vs.) için son haftayı beklemiş ve son hafta web sitesine girdiğinde de bu sefer teslim süresi 10 gün olarak belirlenmiş. Yani yine alamayacağımız ortaya çıkmış. 

Özetle, tüm bu yaklaşık üç aylık sürecin sonunda ben boşu boşuna beklemiş ve “aldım”, “alacağım”, “şimdi geliyor”, “bu sefer oluyor” derken bir sürü hayal kırıklığı yaşamış oldum.

Kabul ediyorum bir anlamda tüm bu engelleri kendi önüme kendim koymuş gibi oluyorum, yani bu yazıyı okuyan dışarıdan bir göz olsam “ne kastın be arkadaşım git gir bir mağazaya al” derdim. (Kendimi eleştirme konusunda oldukça acımasız olduğumu da söylemiş miydim?) 

Ama işte ben böyle biriyim, tanımını bile yapamıyorum, bu duruma bir isim veya tasvir bile bulamıyorum. Böyle karmaşık bir zihnim sanırım.

Tabi şimdi çok mutluyum, en son Çarşamba günü diğer başka sebepler ile birleşen yurtdışından alamayacak olduğum gerçeği beni çok üzmesine rağmen bugün Türkiye’de bir zincir mağazada (adını vermeyeceğim, reklam olmasını istemiyorum çünkü normalde sevmem kendilerini) kampanya olduğunu gördüm.  

Yurt dışından alabileceğim fiyata göre daha yüksek ancak Apple store’dan alacağıma göre daha düşük. Hatta tam olarak ikisinin orta noktasında ve ben gözümü kararttım. Karar vermiş olmak ve iki saat sonra gidip alacak olmak beni çok rahatlattı. Hemen sizle paylaşmak istedim.

Ne dersiniz, sizce bu sefer alabilir miyim? Malum ben de bu bedevilik varken stoklar tükenebilir, mağaza yanabilir, komple iflas edip kapatmaya karar verebilirler yani bence her şey olabilir J


Dipnot: Bahtsız bedevilikte sınır tanımadığımı başka bir yazıda hatta bir hikaye ile örnekleyerek anlatabilirim, o zaman sanırım neler hissettiğim çok daha net anlaşılabilir J


Dipdipnot: Çok uzun bir yazı olduğunun ve fazla subjektif olduğunun farkındayım. Ama heyecanlanınca çenem düşüyor, mazur görmeniz dileği ile efenim..

 

                                                                                                                                Maceramız devam edecek..

6 yorum:

  1. Hayırlı olsun,güle güle kullan;)

    YanıtlaSil
  2. Aldın mı peki sonuçta :) Apple yaptığını iyi yapıyor gerçekten! Bilgisayar başında uzun süre vakit geçiriyor ve görsele önem veriyorsanız rakipsiz!
    3 senedir aynı iphone'dayım ilk günkü gibi :))
    Aldınjz mı emin olamadım ama keyifle kullanmanız dileğiyle ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet alabildim, hem de ne alışveriş merkezi yandı ne de şirket dükkanı kapatıp gitti :) inanamadım gerçekten :)
      Şaka bir yana cidden güzel ürünleri var haklısınız, sadece 2 gündür kullanıyorum ama farkı cidden ortada :)

      Sil
    2. Haha :D hadi bakalım şeytanın bacağını kırdın :) Alışmak zor olabiliyor ama alışınca o görüntüyü bırakmak çok zor ;)
      İyi günlerde, yangınsız kapanmasız inşallah :)

      Sil
  3. Ve faydası olacaksa bol şans tabi ki ;)

    YanıtlaSil