Menu

2 Şubat 2016 Salı

Belki de, ne bileyim ben.. (Barış Manço Anma Günü)


Tesadüflere inanır mısınız? Ben inanırım, inanmak için hep güçlü sebeplerim oldu. İşte bunlardan birinden bahsedeceğim şimdi.

Barış Manço..

Hürmetle andığım, gönülden sevdiğim birisi. Barış Manço Anma gününden bağımsız olarak bahsetmek istiyorum bugün kendisinden. (31 Ocak tarihi Barış Manço anma günü idi.) 

Oldum olası severim Barış abi’yi, çocukken Adam Olacak Çocuklar serisini çok izleyememiş olmama rağmen hem de. Özellikle son dönemde çalışırken Barış Abi’nin şarkıları olmadan yaptığım işte ilerleyemez, konsantre olamaz oldum.

Dinlediğim her şarkısı neredeyse istisnasız hepsi bana bir çeşit ilham veriyor. Sözleri çok şahane değil mi, mesela “Süleyman” şarkısını ele alalım. Der ki;

Kendini yoksa sultan mı sandın
Seninki sade isim benzerliği Süleyman
Bu dünya kimseye kalmamış
Hele bir düşün, sana niye kalsın Süleyman
 

Ya da “Kezban” şarkısında dediği gibi; 

“Kitabına uyduran kervanı yükleyip yüksek dağlardan aşırır
Beceriksiz kişi sağa sola bakınıp ta düz ovada yolunu şaşırır”
 

Bu her iki şarkıda o kadar eğlenceli ki, aralarına sıkıştırdığı derin mesajlar insanı hiç rahatsız etmiyor. Hatta çoğu zaman fark etmiyoruz belki de, ama ben farkına varmaya başladığımdan beri bir başka saygı duymaya başladım Barış abi’ye. Benim belki sayfalar dolusu sözle anlatmak isteyeceklerimi bir şarkının içine iki satırla öyle bir yerleştirmiş ki kendisine sadece gıpta edilebilir.

Ben böyle bir yandan kendi içimde severken, severken Cumartesi akşamı esti kafamıza açtık youtube. Barış abi’nin kliplerini izleyelim dedik. İzledik de.. Saatlerce “vay be ne efsaneymiş”, “oo şu kıyafetine bak”, “Kurtalan ekspreste baya iyiymiş he” naraları eşliğinde kulaklarımızın pasını attık. Dönence’den başlayıp Nick The Chopper’a, oradan Gamzedeyim’den Hemşerim Memleket Nire’ye derken büyük bir tur attık.

Ertesi gün yolumuz Kadıköy’e düşünce “madem dün bu kadar dinledik hadi Barış abi’nin evine gidelim” dedik. Aslında gerçekten çok ilginç olabilecek bir ziyaretti bu. Olabilecek diyorum çünkü bazı olumsuz izlenimlerim oldu. Hoş hakkını yiyemem yine de ilginçti ama beni biraz üzdü işte bu ziyaret.

Barış abi de, evi de, sergilenen hatıraları da, çok güzeldi; ancak aşırı kalabalıktı ve dahası kuru kalabalıktı. 31 Ocak Barış Manço anma günü olunca müzeye giriş ücretsizdi ve çok fazla ziyaretçi vardı. Bu kadar kalabalığa, ziyaretçiye rağmen sanki kimse oraya Barış Manço için gelmemişti. 

Nasıl yani diyeceksiniz, şöyle ki; sadece fotoğraf çekiyor veya çektiriyorlardı. Yani oradaki ödüllerin, Barış Abi’nin yüzüklerinin, ne bilim yattığı yatağın, hatta banyosunun, plaklarının, oturduğu koltukların, kendisi için hazırladığı şövalye odasının, bu odalarda aldığı nefesin, bu odalarda yazdığı şarkıların, yaşadıklarının hiçbir önemi yoktu sanki çekilen fotoğraflara dekor olmaktan başka. 

Nasıl anlatabilirim bilmiyorum hissettiklerimi, öyle mutsuz ayrıldım ki oradan. Hayır yanlış anlaşılmasın fotoğraf çekilmesin demiyorum asla, çünkü öyle anlar geliyor öyle yerlere gidiyorum ki ben de yapıyorum bunu, fotoğraf çekip o andan bir parçayı saklamak istiyorum..

“Bu değil söylemek istediğim..” 

Orada olup görmeliydiniz, adım atacak yer yok aşırı kalabalık. Bir sürü insan bir odadan öbür odaya, bir köşeden bir diğerine itiş kakış geçiyor. Geçince tek yaptığı telefonunun küçücük ekranından çektiği fotoğraf karesine bakmak oluyor. Sonra da hemen bir diğer köşeye atlıyor, yeni fotoğraf kareleri için. 

“Şimdi beni sağ profilimden, şimdi yukardan, şimdi soldan biraz da önden çek!! Arkadaki heykelleri de al, off ya alamamışsın hadi bir daha çek..”

Ali Atay’ın bir şarkısı yine kulaklarımda; “Belki de, ne bileyim ben” diyor. Heh işte şuan ki ya da ziyaret sırasındaki ruh halim tam olarak da böyleydi.

Ama hani Barış abi, onun hayatı, onun başarısı, sıcaklığı, dostluğu nerede? Benim bulmak istediklerimle toplumun geri kalan büyük çoğunluğunun aradığı çok farklı sanırım. Bilmiyorum, belki de ben yanlış beklentilerle, yanlış pencerelerden bakıyorumdur hayata, insanlara, sanata, sanata gönül vermiş Barış abi’lere.. Belki de benimdir hatalı olan, ne bileyim ben..

2 yorum:

  1. Barış Manço'nun evinde yaşadığını biz de Sait Faik'in evinde yaşamıştık. Gezilmesi güzel de, bazı davranışlar anılara saygısızlık gibi geliyor bana da...
    Ayrıca evini ben de ziyaret etmek çok istiyorum, geçen yıl önünden geçmiştik ama pazartesi günüydü.. Aksilik işte..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşte o anlar beni çok üzüyor, gerçekten büyük haksızlık bu güzel insanlara..
      Umarım daha sakin bir günde ziyaret etme şansınız olur, tadını doya doya çıkarabilirsiniz.
      Ben de tekrar gitmeyi planlıyorum :)

      Sil