Nazım Hikmet sevmem Piraye’den ötürü..
Nazım Hikmet severim Cem Karaca’dan ötürü..
Edebi kişiliğini, başarılarını, değerlerini eleştirecek değilim buna dilim
dahi uzanmaz. Yine de sevemedim ben Nazım’ı, Kalbinin Kızıl Saçlı Bacısı’na
yaptıklarından ötürü.
Ruhunun derinliklerinde yatanları anladığım, aşka aşık bir ruh olduğunu
kavradığım zamanlar oldu da; Piraye’nin gözlerinden bakan biri olarak –ve Piraye
bile affetmişken- ben affedemedim.
Bugün Nazım Hikmet Ran ile ilgili iki şeyden bahsetmek istiyorum. Birincisi
Tuna Serim’in kaleminden “Kalbimin Kızıl Saçlı Bacısı Piraye” isimli kitabı.
Ben, bayıldım..
Okurken çok zorlandım. Zorlanmam; akıcı olmamasından değil –aksine inanılmaz
akıcı-, zorlanmam kızgınlığımdan. Hem çok büyük bir aşk Nazım’ın ki hem çok
alçak bir adam. Koca bir adam olmasına rağmen bir çocuk bencilliğinde, sadece
ve sadece “çok sevilmenin” peşinde bir ruh.
Yine de Nazım’ı sevenlerin ve daha yakından tanımak isteyenlerin okuması
gereken bir kitap. Mutlaka ve ısrarla tavsiye edebilirim.
Bugünün ikinci Nazım konusuna gelecek olursak; o da Cem Karaca. Çok severim hakikaten, bayılırım dinlemeye, hiç de sıkılmam. Ayrıca kendisi bana Nazım’ı sevdirendir.
“Ceviz Ağacı” ile başladı Cem karaca kulağıma üflemeye Nazım’ı;
“Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda
Ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında
Yapraklarım ellerimdir tam yüz bin elim var
Yüz bin elle dokunurum sana İstanbul'a”
“Çok Yorgunum”
ile devam etti;
“Çok yorgunum
Beni bekleme kaptan
Seyir defterini başkası yazsın
Çınarlı kubbeli mavi bir liman
Beni o limana çıkaramazsın”
Velâkin altın
vuruşu “Herkes Gibisin” ile yaptı;
“Gönlümle başbaşa düşündüm demin
Artık bir sihirsiz nefes gibisin
Şimdi taa içinde bomboş kalbimin
Akisleri sönen bir ses gibisin
Maziye karışıp sevda yeminim
Bir anda unuttum seni eminim
Kalbimde kalbine yok bile kinim
Bence artık sende herkes gibisin”
İşte bu
nedenle diyorum ki dostlar.
Nazım Hikmet sevmem Piraye’den ötürü..
Nazım Hikmet severim Cem Karaca’dan ötürü..

serim'in kitabı evet yaa çok iyiydi bence de. ceviz ağacı da haklısın. nazımın da şartları farklıydı herhalde belki de başka türlü yapamazdı bilemiyom valla :)
YanıtlaSilmuhtemelen farklıydı koşulları, bence aşkın varlığı ve sevilmek üretkenliğini arttıran en önemli faktörlerdendi :) gerçi bu bence tüm sanatkarlar için geçerli, hayatını okuduğum kim varsa hepsi bu tarz hikayelerle dolu. hatta çok uzağa gitmeye bile gerek yok, bu duruma bir örnek de Bedri Rahmi olabilir. Onların ruhları sevilmeye aç ruhlardı sanıyorum ki :)
Silserim'in kitabı evet yaa çok iyiydi bence de. ceviz ağacı da haklısın. nazımın da şartları farklıydı herhalde belki de başka türlü yapamazdı bilemiyom valla :)
YanıtlaSilmerhaba deeptone den geldim. iyikide gelmişim. bayıldım yazılarına. ne yalan söyleyim pek tanımam nazım hikmet'i. arada şiirlerinden bir bukle aldım o kadar. şiirleri yetti sevmeme
YanıtlaSilMerhaba, hoşgeldin öyleyse iyiki de gelmişsin kesinlikle :))
Silmerhaba deeptone den geldim. iyikide gelmişim. bayıldım yazılarına. ne yalan söyleyim pek tanımam nazım hikmet'i. arada şiirlerinden bir bukle aldım o kadar. şiirleri yetti sevmeme
YanıtlaSilmerhaba bende deepten geliyorum ben pek severim nazım hikmetin bir sürü kitabını okudum nazımın aşkları bir başka takipteyim bana da beklerim sevgiler :)
YanıtlaSilhoşgeldin :) Deep saolsun çok güzel insanlarla tanışmama vesile oldu, sayfanı da ziyaret ettim keyifle takip edeceğim :)
Silbu konuda gerçekten harikalar yaratıyor deep saolsun :)
SilBen bu yazıyı nasıl kaçırmışım? Tuna Serim'in kitabını ben de okudum ve beğendim.:)) Nazım'a kitaptan önce de kırgındım.. Aslında Vera'yı da severim.. Nazım'ı da severim.. Belki de Nazım sevilmek, sevmek için çabalamasa böyle şiirler yazamazdı ama kadın olarak kırılmamak da elde değil. Tam bir duygu karmaşası. :D
YanıtlaSil