Wake up call..
Pek uzunca bir zamandır kendimi işlerime verdim, üzerinde uğraştığım proje için artık son günlerimdeyim ve iş yoğunluğuna eklenen özel hayat yoğunluğuyla beraber neredeyse herşeyden koptum diyebilirim.
Az önce Şule hanım’ın (bkz. http://suleuzundere.blogspot.com.tr ) blogunda yaptığı bir çekilişte kitap kazandığımı ve bir gün fark ile (şuna burun farkı diyelim) bu güzel hediyeyi kaçırdığımı öğrendim.
İşte bu da benim “wake up call”um oldu, bir diğer deyişle uyandırma servisim :) Kendisine bu vesile ile tekrar teşekkür etmek istiyorum, bir süredir ihmal ettiğimin farkında idim ancak bir türlü geri dönmek için yeterli enerjiyi bulamıyordum. Bana gerçekten bir armağan oldu kaçırdığım bu hediye :)
İronik ama gerçek..
Dönüş için kısa bir yazı oldu farkındayım, bu nedenle bir kaç ay önce yazdığım ufacık bir şiirimsiyi -yazdıklarıma verdiğim isim budur- paylaşmak istiyorum; biraz depresif olsa da :)
Oturdum düşünüyorum;
Arabanın tavanına yağmur vuruyor..
Çat çat çat..
Camlar, buğu buğu
Bense oturdum düşünüyorum;
Mutlu muyum?
Mutluluğun tanımını bilmiyorum..
Mutsuz muyum?
Bugüne kadar tanıdığım mutsuzluklara benzemiyor..
Değilim öyleyse?
İçimde bir ölüm korkusu,
Aslan yuvasının etrafında otlanan ürkek ceylan gibi..
Hop oturup hop kalkıyorum.
Neden mi?
Ben de bilmiyorum.
Ah çocuk neyi bildin ki sen bugüne kadar?
Bu konuşan iç sesim..
Soruyorum,
Sen hiç bildin mi ki ben bileyim?
Ve yine fonda martılar,
Çığlık çığlığa uçuşuyorlar tepemde..
Ve yine tek dertleri,
Doyuracak karınları..
Ne güzel..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder