Menu

12 Nisan 2016 Salı

Ruhuma dokunan ezgileriyle, Evgeny Grinko

Bazı sesler vardır sizi düşünmeye, hissetmeye iter. Bazı tonlar, notalar vardır kalbinize en derininden, en ummadığınız yerden dokunur.

Evgeny Grinko..

İşte öyle biri, bir kısmınız tanıyor bile olabilir belki. Kim olduğunu sorsanız belki ben de çok şey anlatamayabilirim. Karışık biraz. 

Rus olduğunu ve Valse isimli parçası ile Türkiye’de oldukça dinlendiğini söyleyebilirim. Benim gidebildiğim ama onun gelebildiği 3 konseri oldu İstanbul’da sanıyorum. Kendi ülkesinde bilinirliği çok yok zannediyorum, zira ben Moskova’daki arkadaşların yalancısıyım. Sorduğumda bilmiyorlardı.

Parçaların tamamı ona mı ait? İnanın bilmiyorum, belki benim bilmediğim klasik eserleri de çalıyordur ama benim kendi iç dünyama soracak olursanız ona ait. En azından dinlediğimde beni ona ait kılabiliyor.

Evgeny ile tanışıklığımız biraz gerilere, 3 yıl öncesine uzanıyor. Vals’i göndermişti çok sevdiğim bir dostum bak sen seversin diye. 

Sevdim evet, günlerce durmadan usanmadan ara vermeden dinledim. O kadar çok dinledim ki, o zamanlar daha henüz bilmediğim ama kalbimin çoktan farkında olduğu “gelecekteki” ayrılığım ve bu şarkı için bir hikaye bile yazdım. Sanki kelimeler kendiliğinden dökülüverdi yüreğimden sayfalara.

Birkaç gün sonra Серенада - Serenad isimli şarkısını keşfettim. Sonrasında benim için en anlamlı eserlerinden biri bu oldu. 

Ardından devam eden zaman içerisinde her dinlediğimde yüreğimin en ücra köşelerine dokunmaya devam etti bu güzel insan, keşfettim ki sanat sanattan doğar. Onu dinledikçe içimden daha çok yazmak, daha çok üretmek geldi. Anladım ki sadece ben değilim böyle düşünen.

Mabel Matiz de zannedersem benim gibi hissetmiş olacak ki, Vals’e sözler yazmış albümüne eklemiş. En sevdiğim iki müzisyen bir araya gelmiş anlayacağınız. 

Henüz dinleyememiş olsam da bir arkadaşım da benim Vals için yazdıklarımdan esinlenerek bir beste hazırlamış, dinlemek için sabırsızlansam da henüz beklemedeyim.

Şimdi yine Evgeny dinliyorum, tam şuan da. Yine o bilindik dokunuşlarıyla ulaşıyor bana, kulağıma acı tatlı sözler fısıldıyor hem geçmişten hem gelecekten. Günün birinde tanışabilme umudu taşıyor yüreğime ve eski bir dosta selam gönderme, özlendiğini -ki kendisi bunu bilmese de- hatırlama vesilesi oluyor bana. 

Not: Aşağıda tüm bahsi geçen parçaları bulabilirsiniz, umarız siz de seversiniz.

Beni ilk yakalayan şarkısı.
Hemen ardından favorim olan hala da en sevdiklerimden biri olan parçası.

Hayatımı değiştiren, bambaşka bir mutluluk getiren parçası -Henüz paylaşmamış olsam da hikayesini daha sonra paylaşırım bakarsınız :) 


Ve son olarak şuan da dinlemekte olduğum parça. Bu parça ismi “Polyushka Polye” imiş ve orjinalinde bir Rus marşı imiş. Ama o kadar farklı ki orjinalinden, dinlemek isteyenler için aşağıda orjinal halini de paylaşıyorum :)


6 yorum:

  1. canlı dinlemek iyi oluyor muuu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hem de müthiş oluyor :)
      İlk konserinde Roxy'de, ikinci de Garajİstanbul'daydı ve tek sıkıntı bu tarz yerlerde dinlenebiliyor olması. Şöyle ki, oturarak veya daha az kalabalıkta dinlenebilse çok daha müthiş olur, hatta ötesi olur :)
      youtube'ta parçalarının bir kısmı yok bile, sadece konserlerde dinleyebiliyorsun. Keşke daha çok gelse :)

      Sil
  2. Sayende yeni bir sanatçıyla tanıştım :)) Valse bayıldım, piyano sesini çok severim :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevindim gerçekten :) Ben bayılıyorum Evgeny dinlemeye, konseri olursa gitmeni mutlaka tavsiye ederim çok başka hissediyor insan kendini :)

      Sil