Canlı canlı kitaplara dokunabiliyorsam benden mutlusu yok o
anda yeryüzünde. Dokunduğumda; yazarının, konusunun ne olduğunu bilmesem bile,
sanki kitapla özel bir bağ kuruyoruz gibi hissediyorum. Tabi tüm kitaplarla olmuyor bu, yine de
dokunarak kitap seçmek benim için çok önemli.
Oblomov örneğin, Kadıköy'deki Türkiye İş Bankası yayınevi
satış noktasına uğramıştım. Çok net hatırlıyorum, hafif yağmurlu bir gündü; bir omzumda
laptop diğerinde çanta kalabalığın içinden sıyrılıp kendimi yayınevine attım. Bilenler
vardır belki, küçücük bir dükkan aslında, hele de içeride üç-beş kişiden fazla varsa kapasitesinin üstünde yolcuyla giden bir metrobüste yolculuk yapıyormuş gibi hissedebilir insan kendini. Sadece istediğin kitaba ulaşıp çıkmak
istersin oradan, kalıp kitapları incelemek biraz eziyete dönebilir hatta. Ama
söz konusu kitaplar olunca benim için eziyet diye bir durum söz konusu olamamıştı tabi ki.
Raflardaki kitaplara dokunarak neler var diye bakarken,
Oblomov'un eli elime değdiğinde sanki minik bir kelebek uçuştu içimde. Bu
duyguyu tarif edemeyebilirim, dokunsal duyusu kuvvetli olanlar belki daha iyi
anlayabilir beni. Fiziksel bir elektriklenme, midede bir kıpırtı,
heyecan belirtisi, yüz kızarması, el uyuşması gibi şeyler değil o anda
olanlar. Resmen beden ve ruh ikileminde, ruhun kontrolü ele aldığı belki de
cisim bulduğu bir andı o an.
Tarifsiz bir mutluluk hissettiğimi hatırlıyorum, yorgun bir
gün, stresli bir iş sonrası, yağmur altında omzumdaki tüm yüklerle de birlikte çökmüş olmam
gerekirken kendimi kuşlar gibi özgür hissettiğimi hatırlıyorum.
Söylemeye gerek yok sanırım, Oblomov şuan en sevdiğim
kitaplardan. Sadece dokunduğumda hissettiklerimden değil elbette, Oblomov'un
Oblomov'luğundan da dolayı en sevdiklerimden biri :)
Üniversitede okurken kütüphaneye atardım hergün kendimi
derslerden sonra. Sadece raflardaki kitaplara elimi sürebilmek, onların
arasında olduğumu bilmek bile mutluluk verirdi bana.
Hayal dünyasına açılan büyülü bir kapı gibiydi kütüphanem
benim için. Mesela Pazar günleri öğleden sonra açılırdı ve ben saatler öncesinde gider kar,
kış, yaz, yağmur demeden kapısının önünde beklerdim ki ilk giren ben olabileyim.
Şimdi de işlerden bunaldığımda, biraz rahatlamaya ihtiyaç
duyduğumda kendimi bir kütüphaneye ya da kitapevine atamadığım zamanlarda, soluğu kitap
alışveriş sitelerinde veya kitap bloglarında alıyorum. Tadı elbette aynı değil -kesinlikle değil-, yine de biraz bulunduğum andan ve ortamdan soyutlanıp kitapların dünyasına
dönmüş gibi hissediyorum.
Evet dokunamıyorum belki; fakat var olduklarını bilmek, farkında
olmak bile bir tutam nefes veriyor sanki bana. Kabus gibi bir günün ortasında
çöldeki vaha gibi geliyor. Akşam eve gittiğimde kapısını aralayabileceğim hayal
dünyamın fragmanını izlemek gibi.
Şimdi düşündüğümde hatırlıyorum da üniversitenin
kütüphanesinde, çıkıştaki masada oturan esmer, kıvırcık saçlı, güleryüzlü kontrol görevlisi -eskiden teknoloji bu
kadar ilerlemiş değildi, kütüphaneden izinsiz kitap alıp almadığımızı çantamıza
bakarak kontrol ederlerdi- en çok özendiğim insanların başında geliyordu. Bir yandan kitap okur bir yandan işini yapar, aslında çok sade bir hayat yaşardı.
Bense eğitimimin tüm vaad ettiklerine rağmen hep o kadına özenirdim, onun yerine oturmuş çalışıyormuş gibi hayal ederken kendimi yakaladığım ne çok olmuştu. Benim için en ideal
meslek oydu o zamanlar.
Hoş hatta belki hala bile öyledir kim bilir, bazen hala kendimi onun yerinde hayal ettiğim olduğuna göre...
Deeptone tavsiye etmiş sizi. İyi ki de etmiş. Kitaplara dokunmak,onların kokusunu içine çekmek ayrı bir güzellik..
YanıtlaSilBir de izle butonu göremedim maalesef...
YanıtlaSilHoşgeldin, iyiki de geldin :) Uyarı için de çok teşekkür ederim, aralarda kaybolmuş hakikaten. Sağ en üst köşeye aldım :)
SilMerhabalar,
YanıtlaSilNe kadar güzel bir anlatım bu. Tebrik ederim. Seninle birlikte kütüphaneye girdim, rafların arasında gezdim. Kitaplara dokundum, o kokuyu içime çektim, özendiğin kadını gördüm.
Deeptone'un tavsiyesi üzerine geldim. Ben de beklerim. Sevgilerimle :))
Hoşgeldin ve ben de keyifle ziyaret ettim sayfanı, çok memnun oldum bu tanışıklığımız için :)
SilSevgili deep’in tavsiyesinden bir gireyim dedim, iyiki gelmişim. Ah kitaplar... Çok güzel ifade etmişsiniz-kitap aşkı olanlar anlar- ne güzel kokudur tüten o sayfalardan, bende kitap aşığıyım yokluklarına asla dayanamam. Günümüz teknolojinde çıkan e kitap ları asla okuyamam ya da digitalden okuma özürlü diyebilirim kendime. Dokunmadan koklamadan asla lezzet alamam. Uzun lafın kısası İYİ/Kİ KİTAPLAR VAR..
YanıtlaSilBenim gibi kitapları bu denli seven insanlarla tanışabilmek beni nasıl mutlu ediyor anlatamam :) Deep'e teşekkür borçluyum, sizin gibi kitap dostlarıyla tanışabilmeme vesile oldu :)
SilDerin'in, deeptone, duyurusunu görüp geldim. Merhaba :)
YanıtlaSilDeep'in ordan geliyorum selamlar ve sevgiler :)
YanıtlaSilNe güzel yaptın hoşgeldin :)
Silheeey aynı senin gibiyiiim :)
YanıtlaSilçok sevindim, sahip olduğun enerjiye ve bu insanları birbirine bağlayıcılığın konusunda çok özeniyorum sana :)
Sil:) blogunun saatini düzeltsenee :) ayarlar saatler gmt 2 istanbul :)
Silhihi düzelttim :)
SilBen o kitapçılardan hiç çıkamıyorum ki. Evden atılma sebebim olacaklar :)
YanıtlaSil